PIR sensörlerin gece saatlerinde daha hassas çalıştığı yönündeki gözlem, teknik olarak tamamen doğrudur ve sensörlerin çalışma prensibiyle doğrudan ilişkilidir. PIR sensörler, ortamda hareket eden canlıların yaydığı kızılötesi ısı farklarını algılayarak çalışır. Gündüz ve gece arasındaki temel fark, ortam sıcaklığı ve arka plan ısı dengesidir. Gece saatlerinde çevresel ısı kaynaklarının azalması, sensörün algılaması gereken ısı farkını daha net hale getirir. Bu durum sensörün hem tepki süresini kısaltır hem de algılama hassasiyetini artırır.
Gündüz saatlerinde güneş ışığı, duvarların ısınması, elektronik cihazlar ve insan trafiği gibi birçok faktör ortam sıcaklığını dalgalı hale getirir. Gece ise bu değişkenlerin büyük bölümü ortadan kalkar. PIR sensör için daha “sakin” ve dengeli bir ısı ortamı oluşur. Bu sayede sensör, küçük hareketleri ve düşük hızdaki geçişleri bile daha net ayırt edebilir. Bu durum özellikle gece güvenliği açısından avantaj sağlarken, yanlış kurulumlarda hatalı alarm riskini de beraberinde getirebilir.

PIR sensörler hareketi doğrudan algılamaz; hareket eden bir cismin çevreye göre oluşturduğu ısı farkını algılar. Sensör içindeki piroelektrik elemanlar, görüş alanı içindeki ani ısı değişimlerine tepki verir. Gece saatlerinde ortam sıcaklığı genellikle daha düşüktür ve sabit kalır. Bu da insan vücudu gibi sıcaklık yayan canlıların sensör açısından çok daha belirgin hale gelmesini sağlar. Örneğin gece 18–20°C olan bir ortamda insan vücudunun yaydığı 36–37°C’lik ısı farkı, sensör tarafından çok net şekilde algılanır.
Gündüz saatlerinde ise ortam sıcaklığı insan vücuduna daha yakın değerlere ulaşabilir. Isınmış duvarlar, zeminler veya güneş alan cam yüzeyler, sensörün algılaması gereken ısı farkını azaltır. Bu da sensörün bazı durumlarda daha geç tepki vermesine ya da düşük hassasiyetle çalışmasına neden olabilir. Gece ise bu “arka plan gürültüsü” büyük ölçüde ortadan kalkar. PIR sensör, yalnızca gerçek hareket kaynaklarına odaklanır ve bu nedenle algılama performansı doğal olarak artar.
Bu durum sensörün daha “akıllı” çalışması anlamına gelmez; ortam koşullarının sensör için daha elverişli hale gelmesiyle ilgilidir. Yani gece hassasiyet artışı, sensörün yapısından değil, çevresel ısı dengesinden kaynaklanır.
Her ne kadar gece PIR sensörler için ideal bir algılama ortamı sunsa da, bazı çevresel faktörler yanlış alarm riskini artırabilir. Özellikle gece saatlerinde devreye giren otomatik sistemler bu riskin başında gelir. Klima, kombi, yerden ısıtma veya zaman ayarlı elektrikli ısıtıcılar, ani ısı değişimleri oluşturabilir. Bu tür ani sıcaklık dalgalanmaları sensör tarafından hareket varmış gibi algılanabilir.
Bir diğer önemli faktör hava akımıdır. Gece açılan pencerelerden giren soğuk hava ile iç mekândaki sıcak havanın karışması, sensörün görüş alanında düzensiz ısı hareketleri oluşturabilir. Ayrıca perdelerin rüzgârla hareket etmesi, evcil hayvanların gece aktif olması veya dışarıdan gelen araç farlarının camdan içeri yansıması gibi etkenler de yanlış alarm riskini artırabilir. Özellikle cam yüzeylere bakan PIR sensörler, dış ortamdan gelen ısı değişimlerini iç mekân hareketi gibi algılayabilir.
Bu nedenle gece hassasiyetinin artması, sensörün her koşulda daha doğru çalıştığı anlamına gelmez. Aksine, yanlış alarm ihtimali de doğru kurulum yapılmadığında yükselir. Bu durum genellikle sensörün kendisinden değil, konumlandırma ve çevresel faktörlerin doğru analiz edilmemesinden kaynaklanır.
PIR sensörlerin gece performansını en verimli hale getirmek için doğru konumlandırma kritik öneme sahiptir. Sensörler doğrudan pencere, cam kapı veya dış mekâna bakan alanlara yerleştirilmemelidir. Çünkü dış ortamdan gelen ani sıcaklık değişimleri gece saatlerinde daha net algılanır ve bu da yanlış alarmlara yol açabilir. Sensörün görüş alanı, mümkün olduğunca iç mekânda insan geçişinin olduğu sabit güzergâhlara yönlendirilmelidir.
Montaj yüksekliği de gece performansını doğrudan etkiler. Genel olarak PIR sensörlerin yerden 2–2,2 metre yüksekliğe monte edilmesi önerilir. Bu yükseklik, hem insan hareketlerini ideal açıyla algılar hem de zemin kaynaklı ısı dalgalanmalarının sensörü etkilemesini azaltır. Sensörün doğrudan ısıtıcı, klima çıkışı veya mutfak gibi ani sıcaklık değişimlerinin yaşandığı alanlara bakmaması gerekir. Ayrıca sensörün görüş açısı, odanın merkezine değil, geçiş yönlerine doğru ayarlanmalıdır. İnsanlar sensörün önünden yan geçiş yapacak şekilde algı alanına girdiğinde, PIR sensörler çok daha doğru çalışır.
Gece performansını artırmak için hassasiyet ayarları da gözden geçirilmelidir. Bazı PIR sensörlerde gece modu veya hassasiyet seviyesi ayarlanabilir. Bu ayarlar, ortam koşullarına göre optimize edildiğinde hem yüksek algılama başarısı sağlanır hem de yanlış alarm riski minimuma indirilir. Doğru konumlandırılmış ve doğru ayarlanmış bir PIR sensör, gece saatlerinde güvenliğin en güçlü bileşenlerinden biri haline gelir.